Faydalibilgiler.com   -   Anasayfan Yap   -   Favorilerine Ekle
Üye Girişi
ÜYE OL  /  Şifremi Unuttum
Anasayfa
Makale Ekle
Faydalı bilgiler sitesine üye olmak ve bilgini paylaşmak istiyorsan hemen üye ol!
Araba
Bilgisayar
Bilim ve Teknik
Eğlence
Elektronik
Ev Bahçe
Finans
Hobi
İletişim
Kadın
Kim Kimdir
Kültür ve Sanat
Müzik
Sağlık
Seyahat
Yaşam
Yiyecek İçecek
Makale Sayısı :990
Gezinti Bağlantılarını AtlaFaydalı Bilgiler - Bilim ve Teknik - Uzay - Astronomi Tarihi
Son Eklenenler En Çok Okunanlar Yüksek Puanlılar Rastgele Seçilenler
  Ceza sahası
  Kaleci
  Büyük birlik partisi - bbp
  Muhsin yazıcıoğlu
  Hesap makinesi

Uzay

Uzay Dünya'nın atmosferi dışında evrenin geri kalan kısmına verilen isimdir. Uzay'ın sınırları asla kesin değildir ve Uzay hep büyür.Atmosfer ile uzay arasında kesin bir sınır bulunmamaktadır, fakat Dünya'nın atmosferi yukarı doğru çıkıldıkça incelmektedir. Uzayda milyonlarca gökada bulunmaktadır. Bu gökadalar içinde milyonlarca güneş sistemleri, gezegenler ve gök taşları bulunmaktadır.

Astronomi Tarihi

      Bu Makale Henüz Oylanmadı
Astronomi, ilk çağlardan beri insanların gökyüzüne karşı duydukları merak nedeniyle en hızlı gelişen bilim dallarından biri olmuştur. Bu gelişme meydana gelirken matematik, fizik gibi birçok bilim dallarının da gelişmesine neden olmuştur. Tutulmalar, Ay´ın evreler göstermesi, akan yıldız yağmurları, kuyruklu yıldızlar gibi dikkat çekici olaylar insanların astronomiye olan ilgisini daha da artırmıştır. Bu tür gök olaylarının izlenmesi, kaydedilmesi ve kayıtların tutularak yorumlanması astronominin gelişmesini sağlamıştır. İLK MEDENİYETLERDE ASTRONOMİ: İlk medeniyetler daha çok ılıman bölgelerde, su kenarlarında kurulmuştur. Yıldız konumlarını yön bulmada, Ay ve Ay Alm. Mond (m), Fr. Lune, İng. Moon. Dünyanın tek doğal uydusu. Dünyanın çapının dörtte birinden biraz fazla olan çapı ile güneş sistemi içinde en büyük uydulardan biridir. Dünya etrafında her kameri ayda bir eliptik yörünge etrafında dönüşünü tamamlar. Dünya ve güneşe kıyasla yerine bağlı olarak ayın şekli birçok zamanlarda (devrelerde) değişerek, tam bir daire veya ince uzun bir hilal şeklinde gözükür. Her ayda birkaç gün, yeni ay denilen zamanda, ay dünyadan bakıldığında tamamen kara Güneş´in konumlarını da zamanı belirlemede kullanmışlardır. Ay ve Güneş’in görünür hareketlerine dayalı olarak takvimler oluşturmuşlar ve (yön ve zaman dışında) yıldızların tanrılarla ilgili olduğuna inanılması nedeniyle bu çağlarda astronomiye karşı ilgi artmıştır. ORTAÇAĞ: Çeviriler yoluyla Yunanlılardan alınan bilimlerden birisi de astronomidir. İslâm Dünyası´nda astronomi, Aristoteles´in bilim anlayışının etkisi ile matematiğin bir dalı olarak benimsenmiş ve bu nedenle Güneş, Ay ve diğer beş gezegen ile yıldızlara ilişkin gözlem verileri, hareketli geometrik düzeneklerle anlamlandırılmaya çalışılmıştır. İslâm Dünyası´nda astronomlar, birbirleriyle bağlantılı olan iki tür etkinlik üzerinde yoğunlaşmışlardır: Hem gözlem aletleriyle gökyüzünü gözlemlemişler hem de gözlem verilerini hareketli geometrik düzeneklerle anlamlandırmaya çalışmışlardır. Bunlardan ilki, gözlemsel astronominin alanına girmektedir ve bu konuda İslâm astronomları, belki de gözleme daha yatkın olan bilim anlayışlarının bir sonucu olarak Yunanlılardan daha derin izler bırakmışlardır. İlk gözlemevleri onlar tarafından kurulmuş, gözlemlerin dakikliğini arttırmak için yeni gözlem araçları ve gözlem teknikleri geliştirilmiştir; hatta bu amaçla, açıların ölçümünde kirişler yerine yeni bulunan trigonometrik fonksiyonlar kullanılmaya başlanmıştır. Ancak kuramsal astronominin alanına giren ikinci etkinlikte, aynı ölçüde başarılı olduklarını söylemek olanaksızdır. Müslüman astronomlar, Aristoteles´in yolundan giderek, Yer´in hareket etmeksizin Evren´in merkezinde durduğuna ve Güneş de dahil olmak üzere diğer bütün gök cisimlerinin onun çevresinde dairesel yörüngeler üzerinde sabit hızlarla dolandığına inanmışlardır. Bu konuda, Ptolemaios tarafından önerilen eksantrik ve episikl düzenekleri önemli değişiklikler yapılmaksızın benimsemişlerdir. Astroloji ise, Hellenistik Dönem bilginlerinde olduğu gibi, astronominin bir dalı olarak görülmüş ve bir iki istisna dışında hemen bütün astronomlar tarafından benimsenmiştir. İslâm Dünyası´nda Ptolemaius´un Tetrabiblos (Dört Kitap) adlı meşhur eseri ile yaygınlaşan astroloji, yıldızlar ve gezegenlerin, insanların mizacı ve geleceği üzerinde etkili olduğu ilkesine dayanmaktadır. Bu dönem astronomisinin geniş kitlelere nüfuz etmesinde kısmen yararlı olmuşsa da, bu dalın bilimsel hiçbir değeri yoktur. YENİÇAĞ: Bu dönemde en önemli gelişme, astronomi alanında olmuştur. Kopernik, Yunan Dönemi´nden beri yürürlükte bulunan Yer Merkezli Evren Kuramı´nın yerine, Güneş Merkezli Evren Kuramı´nı kurmuş ve Yer´in, Güneş´in çevresinde dairesel bir yörünge üzerinde dolanan bir gezegen olduğunu savunmuştur. Böylece, Yer´in Evren´in merkezinden kaldırılmasına bağlı olarak insanın Evren´deki konumu da yeniden sorgulanmaya başlanmıştır. Tycho Brahe ise Yer´i Evren´in merkezinden kaldırmanın doğuracağı bilimsel ve dinsel sakıncaları göz önünde bulundurmuş ve Yer-Güneş Merkezli Evren Kuramı ile Kopernik´e karşı çıkmıştır. Kopernik´in kurmuş olduğu Güneş Merkezli Evren Kuramı çerçevesinde yürütülen araştırmalar sonucunda Eudoxus, Aristoteles ve Batlamyus´tan beri savunulagelmekte olan Yer Merkezli Evren Kuramı yıkılmış ve Galilei ile Kopernik kuramı gözlemsel açıdan, Kepler ile kuramsal açıdan geliştirilmiş ve çağdaş astronominin temelleri atılmıştır. Böylece Kepler´in Elips Yörüngeler Kanunu ile gök mekaniğine giden yol açılmıştır. YAKINÇAĞ: Yakın dönem astronomi çalışmalarının genellikle üç alanda yoğunlaştığı görülmektedir: Özellikle Herchell ve Halley´in yapmış oldukları gözlemler sonucunda Güneş Sistemi´ne ilişkin gözlemsel veriler artmıştır. Astronominin kuramsal yönünü oluşturan ve elde edilen gözlemsel verileri değerlendirerek gökcisimlerinin hareketlerinin matematiksel açıklamasını veren dinamik astronomi gelişmiştir. Mesela Laplace, Güneş Sistemi´ndeki bütün gezegenlerin hareketlerinin matematiksel olarak gösterilebileceğini öne sürmüştür. Fizik ve kimya alanlarında yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, yıldızların yapısını inceleyen astrofizik ve Evren´in yapısını inceleyen kozmoloji gibi yeni bilim alanları ortaya çıkmıştır. Özellikle astrofizikte Frounhofer ve Kirchoff´un, kozmolojide ise Kant ve Laplace´ın yapmış olduğu araştırmalar çığır açıcı niteliktedir. Bu dönemde astronomi alanında yıldızlar ve Evren´in yapısına ilişkin çalışmalar artarak devam etmiş ve Evren´in oluşumuna ilişkin Büyük Patlama Kuramı ortaya atılmıştır. Diğer taraftan, insanın bu evrende yalnız olup olmadığı tartışılmış ve bunu belirlemeye yönelik çeşitli projeler geliştirilmiştir. Yine bu dönemde gezegenlere ilişkin çalışmalar da ön plana çıkmış ve 1930 yılında Tombaugh tarafından Plüton Gezegeni ve daha sonra da bu gezegenin uydusu Charon bulunmuştur.Güneş´in yapısıGüneş´in görünen yüzeyine ışıkküre (fotosfer) denir. Bunun üzerinde, renkküre (kromosfer) adını alan 5.000 km kalınlığında bir iç atmosfer vardır. Bunun da üzerinde, son derece yüksek sıcaklıktı Güneş tacı (korona) bulunur. Güneş tacı, Yer´e hatta daha ötelere kadar uzanır. Güneş, bir magnetik alana sahip olan, dönen ve çekirdeğinde enerji üreten bir gökcismidir.
Yazar & Kaynak
:
Eklenme Tarihi
: 28-02-2009

Makaleye Ait Resimler



Makaleye Ait Videolar


Reklam


Faydalibilgiler Yönetim

 


 

Faydalıbilgiler yeni tasarım ve kodlama yapısıyla yeniden s
Devamı