|
|
Tarih
Tarih, toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim.Tarih tekrarlanamadığı için deney ve gözlem yöntemi kullanılamaz.
|
|
Günümüz dünyasında büyük değişmeler ve yeni oluşumlara şâhit olmaktayız. Bu gelişmelerin en çok alâkadar ettiği milletlerden birisi de hiç şüphesiz Türk milletidir. Türkiye´de uzun zamandır yaşanan çağdaşlaşma sancılarının yanısıra Sovyet İmparatorluğu´nun çöküşüyle ortaya çıkan Türk Cumhuriyetlerinde ve diğer Türk bölgelerinde yaşayan Türk topluluklarında da açık veya gizli yeni bir oluşumun sancıları yaşanmaktadır.Hiç şüphesiz bu tür değişme ve oluşumlar uzun bir tarihî derinliğe ve geniş bir coğrafyaya sâhip bulunan Türk kültürünün ilk defa karşılaştığı yeni bir olgu değildir. Türk milletinin muhtelif uzuvlarının mahallî ortamlarda yaşadıkları kültürel dönüşümleri bir tarafa bırakacak olursak, milletimizin, büyük ekseriyeti itibariyle, bir kaç bin yıllık tarihinde, iki defa kendi havzası dışında oluşan, çağlarının güçlü medeniyetleriyle karşılaşması sonucunda, biri geçmişte tamamlanmış olan diğeri ise hâlâ süren iki büyük dönüşüm olgusu tecrübesine sahip bulunduğunu söyleyebiliriz.
Bu dönüşümlerden birisi, Türklerin İslâm Medeniyeti dâiresine girmeleri olgusudur. Bu birden bire biten bir hâdise değildir. Hatta bugün bile devam ettiği söylenebilecek olan bu oluşumun uzun sürmesinin sebeplerinden birisi, İslâmiyetin hergün yeniden doğmayı gerektiren bir anlayışa sahip olmasının sağlamış olduğu imkan ve kazandırdığı davranış ise, diğer bir sebep de bu anlayışla hareket eden Türk toplumunun, başkalarını taklitten çok kendi terkibini yaparak tekamül etme yolunu benimsemiş olmasıdır. İslam medeniyetine giriş böyle bir terkiple gerçekleştirilmiştir. Bu terkip, Büyük Okyanus´tan Batı Avrupa sınırlarına kadar uzanan geniş bir coğrafya üzerinde bin yıl Türk sosyal sistemini aynı değerlerle bütünleştiren bir terkiptir.
Bu dönüşümde Türkler, yabancılaşmaksızın, kendi aslî hususiyetlerini koruyarak müslümanlaşmayı ve İslâm Medeniyeti´ni özümlemeyi başarmışlar, ve bu medeniyetin her alanında yaratıcı ve özgün rôller oynamışlardır.
Türk tarihindeki ikinci kültürel dönüşüm, Batı bilimi, teknolojisi ve sanayiinin, yaklaşık üç yüz yıldan beri, Türk Dünyası´nı etkilemesine muvâzî bir seyir takip etmektedir. Türk Dünyası henüz tamamlanmamış olan bu dönüşümün sancılarını yaşamaktadır. Öyle inanıyorum ki, Türk Milleti, bu dönüşümü de, kendi dinamiklerinin yaratıcılığı sayesinde, Türk ve müslüman kalarak, Doğu ve Batı medeniyetlerinden edindiği müktesebâttan da yararlanarak, yeni bir oluşum hamlesiyle başaracaktır.
|