|
|
Tarih
Tarih, toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim.Tarih tekrarlanamadığı için deney ve gözlem yöntemi kullanılamaz.
|
|
Yazının icadı, soyut bilimin gelişmesinde ve yayılmasında son derece etkili olmuştur. Kil tabletlere yazabilmek için uygun özel işaretler icat ederek, dilin gelişmesini ilk sağlayanların Sümerler olduğu zannedilmektedir. Bu cins en eski kayıtların, ilk Sümer medeniyetinin rahipleri tarafından tutulmuş olduğu tahmin edilmektedir. Tapınakta yapılan bu hesaplamaları içeren bir tablet, teslim edilen malzemenin makbuzu niteliğindedir. Çin yazısının ilk şekli gibi, ilk Mısır hiyeroglifleri de sembolleştirilmiş resim veya resim-yazılardan meydana gelen bir yazı türüydü. Seslerin konuşmada nesneleri temsil etmesi gibi, resim-semboller de nesneleri temsil etmekteydi. Sümerler, resim-semboller ile sesler arasında bir fark gözetmemişlerdi, bu da çok dahice bir düşünceydi. Daha sonra, başlangıçtaki resim-sembollerin kullanımının sınırlı olduğu anlaşılınca, yazılı kelime hazinesini çoğaltmak için bunların semboller biraz değiştirildi. Sümerler, bu değişikliği fazladan çizgiler ilave ederek sağladılar. Zamanla, heceleri temsil eden yaklaşık 2000 işaret ortaya çıktı. Halbuki Mısır’da Orta Krallık döneminde sadece 732 işaret mevcuttu. Yazının, yavaş yavaş daha yaygın olarak kullanılmaya başlamasıyla, semboller cisimleri değil yalnızca sesleri temsil etmeye başladı. Böylece, tek bir sembol, benzer seslere sahip bir çok kelimeyi örneğin gül(çiçek) ve gül(gülmekten emir) gibi eşseslileri temsil edebilmekteydi. Sembollerin ifade alanı artmakla birlikte, özellikle tek heceli ve dilde bu durum karışıklığa neden oldu. Meselenin üstesinden gelmek ve belli bir anlama işaret etmek için örjinal sembolün önüne ve arkasına başka semboller yerleştirildi. Söz konusu cismin ne tür bir cisim olduğunu belirtmek için, ses sembolünün önüne o cismi temsil eden bir sembol-örneğin “odun” sembolü- koymak mümkündü. Günlük işlerde genellikle kil tabletler kullanılmaktaydı. Başlangıçta, keskin uçlu kamışlardan faydalanılırdı. Ancak, çamur üzerine eğriler çizmek kolay değildi ve zamanla katipler, kamışların uçlarını keskiye benzer şekilde yontmaya başladılar. Böylece “sağ” gibi bir hece, resim-yazıda önceleri kafa şeklinde gösterilirken, yavaş yavaş çivi şeklindeki işaretler kümesi haline geldi.
|